Yerel halk mumyalanmış okçuyu St Petersburg’daki Hermitage’ ye teslim etmeyi reddettiğinden beri uzak bir müzede ortaya sergileniyor.

Fotoğraf: Kokoraya Müzesi

Altay bölgesinin başkenti Gorno-Altaisk’in yaklaşık 314 kilometre güneyindeki Kokorya köyünde bulunan mezar odasında kürküyle gömülmüş, ahşap bir yatağa uzanmış vaziyette bir savaşçı bulundu. Savaşçının yanına silahlarını yerleştirilmişti

Savaşçının yayı iki metre uzunluğundaydı. Bunların yanı sıra huş ağacından yapılmış yarım düzine iyi korunmuş ok şaftı vardı. Şaftlar siyaha ve beyaza boyanmıştı. Bu yüzden her av için kurluğundan (okluk) farklı renkte ok çekiyordu. Okların temrenleri (uçları)  demirden yapılmıştı.

Hermitage Müzesinden gelen seçkin bilim adamı Boris Kazakov ve yerel bir araştırmacı üç gününü Onu bulmak için geçirdi. Fotoğraf: Kokoroya Müzesi

Ok şaftına sabitlenmiş boğa boynuzundan yapılmış içi boş ıslıklı bir temren ve ayrıca kurluk (okluk) için demir bir kanca vardı. Uzmanların dediğine göre ıslık sesi, temren ucu ile şaft arasındaki boynuzlu bağlantıdan geliyordu. Bu korkunç gürültü savaşçılar tarafından düşmanı korkutmak için kullanılıyordu. Hun avcıları bu silahlarla avlarını açık alana çeker ve avlarını vurulabilecekleri zaman ise diğer oklarını kullanırlardı. Geyikler ıslık sesi sayesinde avcıların istedikleri yerde durur ve bu onları kolay hedefler yapardı.

Alena Kruchkova, müze bekçisi. Fotoğraf: Alena Kruchkova

Gorno-Altaisk Devlet Üniversitesi’nden Arkeolog Dr Alexander Ebel ıslıklı ok düdüğünün bir kopyasını yapmak için bir deney yaptı fakat çalışmadı. Novosibirskten Arkeolog Yury Khudyakov’ un yaptığı bir çalışma, bu okların eski Çin edebiyatında anlatılan bir olgu olan ıslık çalan ok olduğunu gösteriyor.

Hun Savaşçıya ait Mumya
Hun savaşçının mumyası, yayı ve okları. Fotoğraflar: Kokoreya Müzesi

Mumyalanmış savaşçı 1993 yılında Kam-Tytugem yerleşiminden uzaktan bulundu.12 yaşındaki Alena Kypchakova, saman yapmak için hazırlanırken bir taş yığınına ayağı tökezledi. “Taşlar arasında bir delik buldum, içeri girmenin bir yolu vardı ve galiba içeride bir mezar vardı. Bunu çok iyi hatırlamıyorum, ama korkmadığımı biliyorum.

O zamandan beri Kokorya’ daki yerel müzeyi yöneten babasından devralmıştır.

 

 

Uzun zaman önce Hermitage Müzesinden Boris Kadikov ve bir araştırmacı üç gününü burada geçirdi. Kadikov’ un Alena’ nın babasını, mumyayı ve eserleri uzaktaki müzelere, özellikle Hermitage müzesine teslim etmeye ikna etme girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı.

“Boris Kadıkov’un babama söylediğini hatırlıyorum: ‘Bu kafayı tut, kimseye vermeyin, bir gün müzeniz meşhur olacak.’

Şimdi o an geldi.

Mumyalanmış başın bulunduğu bölge. Fotoğraf: Sailuyugem Tabiat Parkı