Yartı

Anayüz Erdem Ocağı Ocak Dilimiz Yartı

Etiket: 

Bu konu 19 yanıt ve 2 izleyen içeriyor ve en son  Caner Çetin tarafından 5 ay 3 hafta önce tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #929

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Kaşgarlı Mahmud eşsiz eseri Dîvânu Lugâti’t Türk’te yartu girdisinde şöyle der.

    yartu. Yonga; talaş. Buna benzetilerek üzerinde yazı yazılan tahta‘ya da yartu denir.”

    Aynı bu biçimde, günümüz ağzıyla, burası da bir yartı olacak ve savurma saçma yöntemiyle Türkçe sözleri buraya, yartıya yazacağız.

  • #930

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Kaşgarlı’dan.

    yuğruş. Türklerde halkın arasından gelip de vezirlik konumuna yükselen bir adama verilen ad. Bu işe yatkın ya da geniş bir yandaş kitlesine sahip de olsa atlı bir savaşçıya ya da benzerlerine bu ünvan verilmez. Bu konum Hakandan bir düzey aşağıdadır. Yağmurda, karda ve sıcakta başı üzre kurulan kara ipekten bir keçe ev [çuvaç: Han keçe evi] kendisine verilir.

  • #942

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Zebân-ı Türkî’den.

    oraz. Erkek azlan.

    Kaşgarlı, ”haykırış” anlamında orı diye bir söz vermektedir. Bu sözün de bununla ilgili olduğunu düşünmekteyim. azlan dememin nedeni ise, olasılıkla bir z – > rs dönüşümünün olmasındandır. Nitekim aslan da dendiği gibi ve bildiğim kadarıyla buradaki as- gibi bir gövdeden burası için uygun bir anlam çıkmayacağı gibi de, azlan, doğru bir yaklaşım olsa gerektir.

    azgın. Çok azmış olan. Azgın olan. Dolayısıyla azlan, aynı kaplanın ”(avını) kapan, alan, yakalayan” anlamında sözün kap- eyleminden yapıldığı gibi, çok azan, çok saldırgan, azgın.

    oraz sözünün yapısı ise, olasılıkla, semi-z, uc-u-z sözlerinde gördüğümüz yapıdan ve söz erkek azlanın (çok) ”or(ı)lamasından”, yani böğürmesinden ”çok böğüren, haykıran” anlamında. Ve bu diri için çok güzel ve uygun bir sözün yapıldığı da gerçekten açıktır.

  • #977

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Dîvânu Lugâti’t Türk’ten.

    baqanaq (baqayaq). [Bakanak (bakayak)]. Çift toynaklı dirilerde toynakların arasındaki boşluğa ya da toynakların iki yanına verlien ad. Atların toynağının içini, ayak tabanının ortasında bulunan üçgil biçimindeki sert parçayı anlatmak için de bu sözcük kullanılır.

    sarmaçuq. [Sarmaçuk]. Bir tür şehriye. Hamur, nohut büyüklüğündeki parçalar halinde kesilir; et suyuyla karıştırılarak hastalara ya da hastalanmak üzere olanlara yedirilir.

    tor. Kuş ya da balık avlamakta kullanılan ağ ya da kapan.

  • #996

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Uygur yazılı kaynaklarından.

    kertü/kirtü. Gerçek, doğru.

    kılık. Huy, karakter, tabiat (kişioğlu). Bugünkü kılık kıyafet ikilemimizde yaşar.

    kışak. Telli bir çalgı. ”Yuvarlak bir gövde ve onu yukarıdan aşağıya delen 70 ile 90 cm. uzun bir saptan oluşan bu çalgının üstü genellikle deri ile kaplı olup gövdesi Hindistan cevizinden, su kabağından, tahtadan ya da madenden yapılmıştır. Genellikle üç telli olan bu çalgının iki telli olanları da vardır. Telleri ise at kuyruğu ya da at yelesi kılından olan çalgının ipek iplik, madenî tel ile olanları da vardır.” – Osman Fikri SERTKAYA.

  • #1022

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Türk Uygur el yazmaları kaynaklarından.

    tokul. Taş silindir.

    tumluğ. Soğuk; soğukkanlı olma, soğukkanlılığını yitirmeme. tum = soğuk hava. Bugün bu söz bir yer adımız olan Dumlupınar (= soğuk pınar) sözünde yaşamaktadır. Yörelerimizde, köylerimizde, kırımızdaki ağızlarımızda ise ”pınar” anlamında dumlu [Pınarın soğuk bir kaynak olması nedeniyle.] sözünün halen yaşamakta olduğu bildiriliyor. Bu, son derece sevindiricidir.

    tutruk. Genel olarak ”buyruk, amir, müdür” anlamı veriliyor. tut-, yani tutmak eyleminden geldiği açık. tut-ur-uk sözün yapımı olarak veriliyor. tut-ur- ise, ”tut(t)urmak, yakalamak” olarak karşılanıyor. Bu bağlamda bana tutuk ya da tutgak sözlerini anımsatıyor. Kutadgu Biliğ’de ise geçtiği yerin bağlamına uygun olarak ”dayanç (sabır, dayanma gücü, dayanıklılık), sebat” anlamıyla verildiği belirtiliyor. Nitekim günümüz Uygurcasında da bu söz [tutruk] ”dayanç, sebat; değişmez” anlamlarıyla veriliyor. Mukaddimetü’l Edeb’de ise tutunmak sözü geçer ki, ”sabır, dayanç” anlamındadır.

  • #1039

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Ulu kağanlık yazıtlarından.

    kor(ı)gan. Korugan/korgan, sığınak; kale. Bugün bu söz kullanmada olduğu gibi, Ordu’nun bir ilçesinin adı da ”korgan”dır.

    uruğ. Soy, u(y)ruk; kuşak (nesil), arka (zürriyet, ard(-ıl)).

    yarık. Zırh.

  • #1075

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Kaşgarlı’dan [Divanu Lugati’t Türk].

    yi. = yazan imi.

    ~

    alqış [alkış]. Dua etme; övme; birinin iyiliklerini erdemlerini bir bir sıralama.

    es. Alıcı dirilerin avı olan diri.

    qır yagı [kır yağı]. Gizli düşman.

    tili. Ok başağının üzerine sarılan sırım.

    tütek. İbrik ya da semaver gibi nesnelerin ağzı.

    yandıq at [yandık at]. Bir kusuru, sakatlığı olan at.

    yüg [oku: yüğ]. Kuş tüyü. [Ünlü uzundur – yi.]

  • #1115

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Kaşgarlı’dan.

    kekük. Şahin.

    qara yāg [oku: kara yāğ]: Neft [petrol].

    qaraq [oku: karak]: Göz yuvarı.

    tarıg [oku: tarığ]. Bütün tahıllara verilen genel ad.

    tarıglıq [oku: tarığlık]. Ambar.

    tepiz. Bataklık ya da çorak yer.

    üçgil. Üçgen. Üçgil.

    ügre [oku: üğre]. Şehriye.

    yagāq [oku: yağāk]. Ceviz.

  • #1131

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Türkçe denizinden [kullanılan çalışma: Yeni Uygur Türkçesi Sözlüğü, TDK Yayınları].

    mıltık. Tüfek.
    mıltık okı. Tüfek fişeği.

    sançış. Sokma, batırma, iğneleme; incitme, dokunma.

    sar. Aladoğan.

    sözmen. Hatip, güzel konuşan.

    taygan. Av iti.

    tölem. Ücret; para; aylık, iş ücreti.

    tuygun [duygun]. Uyanık, basiretli, zekî.

    uyuşmak. Birleşmek, teşkilâtlanmak.

    yarlık. Dağlık arazi.

  • #1146

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    atku/atgu/atgı. Atış, atış talimi.

    atkuç/atguç/atgıç. Pamuk ya da yünü diten gereç.

    bal. Derece. iki bal yel = İki dereceli yel/rüzgâr.

    buğ(u). Buhar.

    çatmak. Takmak, bağlamak.

    çava. İçyağ.

    çek. Hudut, sınır.

    çeklem. Tehdit, sınırlama, kısma.

    çet. Kıyı, kenar, yan.

    çetel. Yad/yabancı ülke. çetel dili = Yabancı dili.

    çömüç. Kepçe. çömçe de denir.

    çubulmaq/çubulmak. Kurutulmuş elma.

    çulıq/çulık. Üveyik büyüklüğündeki alacalı bir su kuşu.

    ketmen. Çapa.

    kölem. Hacim, kaplam, oylum, uzam, şümul.

    küçeş/güçeş. Gücünü germe; zorlama.

    toy. Düğün, ziyafet.

    turmuş/durmuş. Yaşam, ömür, geçim.

    türeş. Vuku bulma, çıkma, meydana gelme; yaratılma, türeme.

    ülüş. Ülüş, pay, hisse. üle-ş-mek‘ten.

    yararlık. Yararlık, iktidar, uygunluk, yetenek.

    yolbaşçı. Yolbaşçı, başçı, öncü.

  • #1192

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    tarmak. Yırtıcı dirilerin pençesi. tar- eyleminden gelir, dağıtmak demektir.

    ağış. Yükseliş, çıkış, irtifa.

    yaşın. Yıldırım.

    yoltrık. Yaşın.

    girit. Girit, anahtar.

    giritlik. Giritlik, kilit.

    sırmak. Eşek semerinin altına konan kumaş.

    sibek. Değirmen taşının mili.

    say. Taşlık zemin.

    çikten. Eyer örtüsü.

    çiğit. Pamuk tohumu.

    aşak. Dağ eteği.

    ımga. Hazinedar.

    küküy. Teyze.

    kardu. Aşırı soğuklarda suyun üzerinde ortaya çıkan fındık büyüklüğündeki buz taneleri.

  • #1198

    Şaban Özel
    Yönetici
    • Katkılar : 11
    • Konular : 0
    • Cevaplar : 11

    Aslında buraya uzun zamandır yazmak istediğim bir anım var.

    “Kabulgan” Türk, Altay ve Moğol mitolojisinde “Şekil Değiştirme” kavramı. Metamorfoz, transformasyon. Kubulgan veya Kabulgak da denir. Moğollar Hubılgan[1] olarak söylerler. Don Bürünme (Ton Bürgünme) veya Donuna Girme (Tonuna Girme) şeklinde de ifade bulur.

    Geçen yıl geniş bir aile olduğumuz için tüm akrabalar bir aradaydık. Küçük teyzeoğlum bir-iki aylıktı herkes kime benziyor diye yorum yaparken anam birden “daha durun’ az büyüsün. O daha 40 dona bürünür” demişti. Çok şaşırmıştım. Ana sen nerden biliyorsun bu deyimi diye sorduğumda siz hiç mi duymadınız cevabını vermişti. Bende ona bununla ilgili bir renin hikayesini anlatmış ayrıca bu deyimin ata yurttan gelen bir mitolojik kökeninin olduğunu söylemiştim.

    Anlam ve içerik:

    Başka bir varlığa dönüşmek. Kılık değiştirmek. Genelde silkinilerek[2] gerçekleşir. Donuna girmek şeklinde de ifade bulur. En çok kuş ve geyik donuna girme yaygındır. Erenler güvercin ve geyik tonuna bürünürler. Kabulmak (Kabulgamak, Kubulmak)[3] fiili ile de kullanılır.[4] Örneğin bir masalda, mağarada yaşayan 13 kız birdenbire Kurda kabulgar (dönüşür). Ahmet Yesevi zaman zaman Turna kuşu kılığına girer. Güvercin tonuna bürünen Hacı Bektaş’ı, Toğrul Baba bir doğan kılığına girerek takip eder.

    Türk söylence ve masallarında “don bürünme” (şekil değiştirme) genellde üstün bir güç (Tanrı, sihirbaz, cadı, evliya vb.) tarafından, ya yapılan bir iyiliğe karşılık ödül olarak ya da yapılmış bir kötülüğe karşı ceza şeklinde gerçekleştirilir.[5] Bu efsane ve masallarda çoğunlukla, “geyik donuna girmek” ve “turna donuna girmek” şeklindeki bir “kabulgan”dan söz edilir. Bu konuyla ilgili olarak, Kaygusuz Abdal’ın, şeyhi Abdal Musa’ya nasıl mürit olduğunu anlatan yaygın bir hikâye güzel bir örnektir. Rivayete göre, Gaybi Beğ adamlarıyla avlanmaya çıkar. Bir ara güzel bir maral (geyik) görerek adamlarından ayrılır. Bir süre kovaladıktan sonra geyiği bacağından okla yaralar. Fakat maral koşarak Abdal Musa’nın tekkesinden içeri girer. Gaybi Beğ de onun arkasından tekkeye girer ve Abdal Musa’ya postunda otururken durumu anlatır.[6] Abdal Musa cüppesini yukarı kaldırır ve koltuğunun altına saplanmış oku gösterir. Şaşkına dönen Gaybi Bey, affını ister. Geyik, kuş ya da herhangi bir hayvanın şekline girme öykülerinin bir kısmı şamanist gelenekten, bir kısmı da Budizm’den kaynaklanmaktadır.

    Buryatlara göre Kubılgan (Hubilgan) bir ruhtur. Genellikle bir kuş olarak görünür.

    Etimoloji:

    Kabulgan: (Kap/Kab) kökünden türemiştir. Kabuk kelimesiyle aynı köktendir. Kabuk değişmek, biçim değiştirmek anlamlarına gelir. Kap sözü ile de bağlantılıdır.

    Ton: (Don/Ton/Tong) kökünden türemiştir. Giysi, teçhizat demektir. Donanım kelimesi bu kökten gelir.

    Dipnotlar:

    1 Bahaeddin Ögel ve Türk Mitolojisi, Yaşar Kalafat
    2 Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi (Cilt-2, Sayfa 139)
    3 Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi (Cilt-2, Sayfa 134)
    4 Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi (Cilt-2, Sayfa 133)
    5 Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt, Türkiye, 2011, (OTRS: CC BY-SA 3.0)
    6 Türklerde İslamiyet Öncesi İnanç Sistemleri Erman Artun

    Dış bağlantılar:

    Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri, Ahmet Yaşar Ocak
    Türk Halk Anlatılarında Ölüm Ruhu Motifi, Salahaddin BEKKİ
    Kırgız Masallarında Mitolojik Unsurlar, Zekeriya KARADAVUT

  • #1200

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    Eline, yüreğine sağlık Şaban ağabey. Çok güzel olmuş.

    Bu konu gerçekten çok ama çok ilginç. Özellikle bu söz hayli beğenimi aldı.

    Osmanlı döneminde de maske takmak/bürünüp gizlenmek anlamında bir surete girmek deyimi vardır. İlgili duruyor.

  • #1214

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    bürgüç. Kılıca benzeyen fırında ekmek çevirmeye yarayan enli tahta.

    eğdi. Mezbaha.

    çığrı. Çıkrık; palanga.

    uğur. Uğur; zaman; fırsat; imkân; bir iş için uygun zaman.

    iğtü. Ahırda beslenen diriler.

    irk. Dört yaşındaki koyun.

    adgırak. Ak ayaklı dağ keçi. Koyunda koç ne ise, bu da kendi türü içinde odur.

    içeğü. Kaburga kafesinin içerdiği her şey, ana gövdenin içi.

    iizlik. Deve postundan yapılan Türk çarığı. İlk ünlü uzundur.

  • #1222

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    telim. Herhangi bir şeyin çok olanı.

    kalık. Hava.

    teŋiğ. Hava.

    teŋlegüç/teŋlegün. Çaylak [bir alıcı kuş türü].

    tergi. Kurulu sofra.

    terŋük. Topraktan sızan su.

    tevren. Uçkur bağı ya da sağıt [silah] askısı yapmak için bir araya getirilerek örülmüş iplikler.

    tığrak. Dayanıklı, güçlü.

    tiküç. Fırıncıların ekmek üzerine biçim yapmak için kullandıkları sivri uçlu araç.

    tili. Ok temreni üzerine sarılan sırım.

    temürgen. Tem(ü)r(g)en. temür/temir. Demir.

    tireğü. Bir şeyi destekleyen herhangi bir şeye, örneğin bir sütuna ya da benzerlerine verilen ad.

  • #1384

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    beksiz. Bek, muhkem olmayan; kilitli olmayan.

    baş. Bilindik anlamları yanı sıra, kapital.

    çawlı [çavlı]. Şahin. Kaşgarlı’nın verdiği bu söz yanı sıra bir de kekük sözü vardır. Burada bu adın verilmesinin nedeni, bu adla anılan kekük türünün çok ötmesindendir. Nitekim çav sözü, ün sözüyle anlamdaştır ve ”ün, ses” gibi anlamlara iyedir. Bir kartal türü yine aynı biçimde bu yüzden ötelgü çağrılır. Bugün halen sesli gürültülü şeyler için sözbaşı c ile ”cav cav cavladı” denir. kekük sözü ise kek sözünden gelir: Güçlük, sıkıntı; öç, hınç; sertlik, merhametsizlik. Güçlü ve sert olduğundan, genellikle de direngen olduğundan buradan hareketle adlandırılmış.

    çiğit. Pamuk tohumu.

    çikten. Eyer örtüsü.

    köç (göç). Bilindik anlamları yanı sıra, saat ya da belli bir süre.

  • #1467

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    yartnak. Bir odun kütüğünün baltayla yarılmış ve ateşte yakılmaya hazır olan ayrı bölmeleri. Ağacın gövdesinin ayrı bölmelerine [kütük] ise boğnak denir.

    konalga. Geçici konut, yurt.

    kıyrak. İnce kum.

    yadırgı. Yabancı, yad kişi. Bugün genel dilde “yadırgamak” vardır.

    yumuş. Buyurulan iş.

    süngüç. Yaklaşık onyedi cm. uzunluk ölçüsü. İm parmağı ile baş parmak arası gergin olacak biçimdeki uzunluktur.

    çıbar. Usta, deneyimli, becerikli (kimse).

    al(a)man. Çabuk alan, çevik; ele geçiren, iyi tutan (avda). alaman kuş. Alıcı (yırtıcı, avcı) kuş.

  • #1509

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    yarkanat. yargağ kanat‘dan. “Deriden kanadı olan”. Yarasa.

    yapakulak. yapağı/yapaku kulak‘tan. “Yapağı gibi kulağı olan.” Baykuş. Günümüzde yapalak da denir.

    toğa. Doğmuş olan. Yani aynı yerde: varlık, tabiat, evren, uzay. Doğa.

    kuranak. Plan; sistem, kurulu düzenek; inşaat, bina; bir amaç ve plan doğrultusunda yapılıp ortaya konan iş/yapı vb. kurmak eyleminden.

    otralık. Meclis; toplantı. krş. oturum.

    yetüt. “İhtiyat birlik” (askeri).

    değimsiz. Değimli, yani layık değil. değmek eyleminden.

    gökcek/gökçek. Güzel.

    küçürgen/güçürgen. Güçlük çıkartan (kimse ya da herhangi bir şey, olay vs.).

    yürütgen. Yürütücü nesne ya da güç. Motor, güç kümesi/öbeği [“güç grubu”].

  • #1590

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 141
    • Konular : 64
    • Cevaplar : 77

    yarga. Bölüm, bölük; parça. yarmak‘tan.

    yabdu. Çok bilindik ve kaynaklarımızdan genel kullanıldığını anladığımız yağı yanında bir diğer “düşman” anlamındaki söz. Kaşgarlı’nın ilindi girdisinde verdiği bir dörtlükte geçer. Bugün Uygurların kullandığı cabduk sözü (ad) ve cabdu- eylemiyle Orkun bengütaşlarımızda geçen yabır- eylemi ile [bugün yıpra- diyoruz] krş. Ayrıca krş. yabgu ünvanı.

    kelgin/gelgin. Gelgit döngüsünde suların kabarması ve bu nedenle oluşan seller.

    kem. Hastalık. ”Kem göz” deyimimiz buradan gelir.

    keŋeş/keneş/geneş. Türk Keneşi’nin adını aldığı söz. Öğüt alma, görüşme, danışma, görüş alışverişi, istişare, düşünce demektir. Bir araya gelip toplanıp, konuları enine boyuna genine danışmak. genlik genlemek sözlerimiz bu sözün geldiği kökden (ana gövdesinden) [keŋ ”gen”] gelir.

    kip. Herhangi bir şeyin kalıbı, kalıp. Bugün gibi sözümüz buradan gelir. Kimileriz kimi der, özellikle Azerbaycan Oğuzları. Anadolu’nun kimi yerlerinde önce sözün yapısına göre gumu/gımı da denir.

    kirdeş/girdeş. Tek bir kala içinde birlikte kalınan komşu, yandaş; çünkü aynı yere giriyorlardır. ”Oda arkadaşı”, aynı iş alanında inşaat sahasında çalışıp oraya ait aynı konutu bölüşenler gibi.

    utmak. Ütmek, yani yenmek. Ozan Araz Elses’in Kurtuluş Yolçusuyam türküsünde geçer. Anadolu’da ütmek de denir. Orkun bengütaşlarından bildiğimiz umaduk (”güç yetiremedik, muktedir olamadık”) sözünün geldiği u- (”güç yetirmek, muktedir olmak/olabilmek”) eylemiyle ilgili olabilir. Buradan hareketle umak da ”kudret, bir şeyi yapabilme gücü”dür. Yine uğan sözü de bu gövdeden gelir. ”Kadir, güç yetiren, muktedir (olan/olabilen)” demektir.

    kaçan/haçan. ”Ne zaman”, ”keşke” ve -dığı/-diği anlamı taşıyan, bugün de kullanılan işlek bir ilgeç. haçan geldin?: Ne zaman geldin? haçan yağı gelende: Ne zaman yağı gelende (Ne zaman yağı gelse/geldiğinde).

    etüz. Madde.

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.