Ulusun Dili [Çeriler Sözü]

Anayüz Erdem Ocağı Ocak Dilimiz Çerilik Ulusun Dili [Çeriler Sözü]

Bu konu 3 yanıt ve 3 izleyen içeriyor ve en son Caner Çetin’in profil fotoğrafı Caner Çetin tarafından 1 ay 1 hafta önce tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #1628
    Caner Çetin’in profil fotoğrafı
    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 116
    • Konular : 61
    • Cevaplar : 55

    Orduculuk/Savaşçılık ile ilgili söz hazinemiz kuşkusuz yoğundur. Konuyu derleyebildiğim veriyle aktarmak istiyorum. Bunu yaparken konuyla hem yakından hem de uzaktan ilgili olan deyimleri de anacağım. Kimi yerlerde -DLT- doğruca Kaşgarlı’nın açıklamalarını göçürecek, bazen bunlara ekleme yapacağım. DLT’nin özü zaten bellidir, burada da önemli olan bilgidir.

    *

    kerdi. Bildiğimiz germek‘ten. Ancak yetkili birinin örnek bir yol kesmesini (”Bey yol gerdi.”) anlattığında, bunun, söz konusu başın ”gözcü yerlerine adamlar yerleştirdiği ve onun bilgisi ve onayı olmadan kimsenin girip çıkamadığı/yol alamadığı” anlamını verdiğini belirtir Kaşgarlı. Dolayısıyla buradan bu eyleme gerekli ekler iliştirilip bu tür gözetilen korunan bir yer ya da yapıyı anlatabileceğimizi anlıyoruz.

    kurdı [i]kurdu[/i]. kurmak‘tan. Kaşgarlı ”Han ordusunu kurdu.” tümcesini verip bunun ”kendisinin ordusunu toplayıp görümlediği [teftiş]” anlamında olduğunu söyler. Burada ”düzey, rütbe, mertebe; kuşak” anlamındaki kur sözünü göz önünde bulundurmak gerektir. Aynı biçimde ”Han çuvaç kurdu.” der iken, ”Hanın hanlık otağını kurduğu” anlamının söz konusu olduğunu belirtir.  çuvaç sözü burada han otağını -çadır değil- anlatır. Sanırım Osmanlı dönemi Türk devletinde otağ-ı hümayun bunun karşılığı olsa gerek. Nitekim otağ sözü de herhangi bir çadırı değil, daha büyükçe ve alplar [”resmi kişiler/yetkililer”] için olan bir konutu anlatır. Kaşgarlı ayrıca ”ordunun konakladığı, otağ kurduğu yer; ordu karargahı, karargah” olarak bir toy [uzun ünlülü] sözü verir. çatır [çadır] ise daha basit ve özellikle savaş yollarında kolaylığından ötürü yeğlenen ve çatıldığı için çatır denilen basit bir konuttur. Ayrıca genel Türk konutu [”eb (ev)”] olan ve genelin ”çadır” dediği keçe ev ile de karıştırılmamalıdır. Çadır, yukarıda anlatılandır. Keçe ev ise çadır değil, keçe evdir. Günümüz anlayışı bu konuyu baltalamaktadır biraz. Bahşayiş Lügatı’nda ilginç olarak da ”Türkmen evi” için kara ev deyimi geçmektedir.

    im. Güzel ve çok kullanışlığı olduğu için yineleyip Kaşgarlı’nın anlatımıyla: ”Askeri birlikler arasında kullanılması için hanın belirlediği parola; bu bir kuşun ya da silahın adı ya da bambaşka bir sözçük olabilir. İki birlik karşı karşıya geldiğinde bunların yanlışlıkla birbirlerine saldırmamalarını ve kendi adamlarını tanımalarını sağlamak için kullanılır. İki adam gece karşılaştığında biri diğerine ”im”i sorar, eğer diğeri doğru imi söylerse onun kendisiyle aynı topluluktan olduğunu anlar ve geçip gitmesine izin verir; ancak imin sorulması suretiyle kendisine meydan okunan kişi yanlış bir im söylerse imi soran kişi ona saldırır. Şu atasözünde de geçer: im bilse er ölmes. İmi bilen kişi ölmez (/onu tanımayan kişi tarafından yanlışlıkla öldürülmez).

    yabdu. Yağı. Bu söz yabız, yablak gibi sözlerin geldiği kökten geliyor olsa gerek. Saydığım iki söz de ”kötü” anlamına gelmekle birlikte ilki bugün bildiğimiz ”yavuz” sözüdür [yaman da bu gövdeyle ilgilidir, b<->m; krş. yaban]. Bugün yıpratmak dediğimiz de Orkun yazıtlarında yabırt- biçiminde geçen söz kanımca. Dolayısıyla yabdu sözü de ”yıpratan, hasar veren” ya da ”yıpratılması, hasar verilmesi, yok edilmesi gereken” anlamında olabilir. Moğolca denilen ama kanımca bu sözün gövdesinin basit dönüşümü ile anlam genişlemesi olan Uygurların kullandığı cabduk [”araç gereç; silah” vb.] sözü ile cabdu- [”hazırlamak, hazır hale getirmek”] eylemi de göz önünde bulundurulabilir. Yağıya karşı gerekli olduğundan ”silah, araç gereç” anlamıyla cabduk, ona karşı hazırlı olunması gerektiğinden de cabdu- [cabdumak]. yağı‘ya ise bir açıklama sunmuştum. Ayrıca -du/-dı ile biten günümüzde de sözler vardır.

    batrak. Kaşgarlı Oğuzların buna bayrak dediğini aktarır. Ucuna ipek takılan kargı; savaş günü atlıların yerini belli eder. Sanırım batırmak‘tan geliyor. Aynı anda yere de batırıldığından [dikildiğinden]. sançak (sancak) sözü de benzerdir. sançmak [bir şeyi delerek batırmak, örnek iğne ya da bıçak gibi; Azerbaycan’da iğne batırma’ya iğne sançmak denir] eyleminden gelir.

    baştak. ”Silahsız, pusatsız” anlamı veren bir söz. ”Baş başına, tek başına, bir başına olan” gibi bir anlam söz konusu olsa gerek. Buna başnak da denir.

    kurşağ. Kuşak kuşanma’yı anlatan söz.

    oktam. Bir ok atımlık yer/uzunluk. Ustamdan aldığım bilgi doğru yerinde duruyorsa yaklaşık 600 metrelik atımdır.

    çuram. Yeyni bir okla yapılan atış. Bu atış, diğer ok atım menzillerinden daha uzağa ulaşır. Adam sırtüstü yatarak oku atar, böylece ok en uzun arayı kateder. Bunun okuna çuram oku denir.

    sak sak. Askerlerin arasındaki nöbetçilerin yaklaşan yağıya karşı kalenin, mevzilerin ya da atların savunulmasında hazır olunmasını buyurmak için kullandıkları bir deyim. sak sak: Hazır olun! sak er: Zeki ve tetikte adam. saklık. Uyanıklık, tetikte olma durumu.

    çeriğ. Savaşçı(lar); savaşın karşılıklı safları (taraflar). çergeşmek de ”karşı karşıya gelmek”tir. çer, bir şeyin karşı tarafı. Bu yüzden, der Kaşgarlı, savaşta karşılıklı duran saflara çeriğ denir. Bugün ğ düşmüş ve çeri deriz. ”Yeniçeri” deyimi de buradan gelir.  Oğuzlarda ”zaman” anlamı da verir, hem çer hem çeriğ. ise, dediğim gibi, ”ordu” anlamındadır.

    çavuş. Savaşta birliklerin düzen içerisinde durmasını sağlayan ve onların gereksiz şiddet uygulamalarını önleyen yönetici.

    taŋuk. Dikkat, tanuk yani tanık değil ve de öyle okunmaz [geniz n var]. Savaş sırasında kargıların uçlarına ve sançaklara kakılan ipek kumaş.

    beçkem. Savaş sırasında savaşçıların ayırt edilmesini sağlayan, ipekten ya da dağ sığırı kuyruğundan yapılan bir tür simge. Kaşgarlı Oğuzların buna berçem dediğini aktarır. Bugün baştaki ses sertleşmiş durumdadır, perçem deriz. Ayrıca bürçek, yani pürçek sözü de aynını anlatır. bürçek girdisinde ”İnsanın perçemi; atın perçem, yele ya da kuyruk tüyü.” der.

    sukım. Çam kozalağı biçiminde kesilerek içi oyulan, daha sonra üç yanından delinerek oka takılan bir ağaç parçası; oktan ıslık gibi bir ses çıkarmasını sağlar. bakır suqım. Mars gezegeni.

    tartığ. Belli bir meselenin ortaya çıkması nedeniyle Hanın, toplanması için maiyetine yolladığı çağrı.

    savaş. Savaş. Bu sözü Kaşgarlı yalnızca Oğuzların kullandığını belirtiyor. Bugün savmak, savuşturmak deriz. Sanıyorum ki bu söz de bununla ilgili olsa gerek. Tepemiz attı mı savaş ederiz; yani, yağıyı tehdidi savuştururuz, bertaraf eder ortadan kaldırırz ve olay kapanır. 🙂 Savaşa nasıl bakıldığını algılandığını göstermesi bakımından da güzel bir örnek.

    tilkü. Bildiğimiz tilki. Bu girdide Kaşgarlı şöylesi ilginç bir ayrıntıyı aktarır. Bir çocuk doğduğunda şu soru sorulur: tilkü mü tuğdı azu böri mü? Tilki [kız] mi doğdu, yoksa kurt [erkek] mu? Tilki çekingen ama kurnaz, kurt da çatlı/şatlı, yani koçaktır [cesur], o yüzden böyle denir; der. Olaya nasıl bakıldığını göstermesi bakımından güzel bilgi. Bu yüzden bugün de ”Anlar kurt doğurur.” diye deyim vardır. Bu arada yinelemekte yarar var, oğul çocuk, oğlan çocuklar, urı erkek, kız kız ve kenç (genç) de -her yerde olmasa da- bebek anlamındadır. yiğit de genç delikanlı.

    tıl. çaşut/çaşıt gibi ”casus” anlamında bir diğer söz.

    tili. Ok temreni üzerine sarılan sırım.

    toğru. Bıçak ağzının bitimindeki uzantı. Bu, kılıç, bıçak, böğde [hançer] gibi nesnelerin keskin parçalarının sapla birleşmesini sağlayan ince demir. Bu yüzden bugün doğru işe doğru deriz.

    süŋü. Kargı. Bugün süngü dememiz bundan, ancak geniz n düştüğünden de yine süngü deriz ve bu doğru değildir. süŋük de kemiktir. Azerbaycan’da halen kullanılır. Araz Elses’in bir türküsünde geçer.

    al. Baştaki ses uzun ünlü, aynı ”baş üstüne” deyiminin söylendiğinde ”baş” sözünün genel ”baş” değil, aksine ”baaş” denmesi gibi. Özde de bu söz uzun ünlülüdür. Hanların sançaklarını yapmak için kullanılan ya da onların atlarının eyer örtüsü olan turuncu renkte, ipekli süslü bir kumaş. Turuncu renge de al denir.

    Bayrağımız bu yüzden, olduğu gibidir. Ötüken’de keşfedilen Türk kağanı korganında bulunan Avrasya’nın en büyük duvar bedizinde [21 metre] de al sançaklar/tuğlar vardır; üç tane. Uygur kağanı Moyun Çor da yazıtında üç tuğluğ türk bodun deyimini kullanır.

    tuğ. Tuğ (alem). tokuz tuğluğ han: Dokuz tuğlu Han. Egemenlik alanı ne kadar geniş ya da ülüşleri ne kadar çok olursa olsun, bir Han asla dokuzdan artık tuğ kullanmaz. Nitekim bu sayı uğurlu görülür. Bu tuğlar barçın adı verilen kumaştan ya da turuncu renkteki ipekten yapılır. Bunu da (bu renkleri) uğurlu sayarlar.

    Osmanlı’da en yüksek yedi kullanılıyordu yanılmıyorsam.

    tuğrağ. Tuğra, hanın damgası ya da imzası. Kaşgarlı bu sözü yalnızca Oğuzların kullandığını belirtir.

    toz. Toz. Uzun ünlü. Bildiğimiz toz değil; yayın çevresine sarılan, huş kabuğuyla yapılmış kayış. Bu yüzden ”Adam (o kadar gerdi ki) yayın tozunu kopardı.” denir.

    tulum. ”Silah” (için genel deyim). yarak gibi.

    tura. Kalkan, siper, korunmak için her türlü korunak/siper.

    turığ. Dağdaki berk mevkiler.

    tutgak. Yağının küçük, ileri kollarını ve çaşıtlarını yakalamak için geceleri çıkartılan birlik.

    tutgun. Tutgun, tutsak.

    tutsukdı. er yağıka tutsukdı. Kişi yağının eline düşüp tutsukdu (tutsak oldu).

    tutuğ. Rehine; teminat. Tutuklu dememiz buradan geliyor olsa gerek.

  • #1634
    Şaban Özel’in profil fotoğrafı
    Şaban Özel
    Yönetici
    • Katkılar : 11
    • Konular : 0
    • Cevaplar : 11

    846 metre rekorunu elinde tutan Tozkoparan İskender adını buradan almaktadır.

  • #1635
    Uğur Tatlıer’in profil fotoğrafı
    Uğur Tatlıer
    Yönetici
    • Katkılar : 9
    • Konular : 1
    • Cevaplar : 8

    Bayrak ya da batrak özellikle hoşuma gitti. Ayrıca bu Orhun abidelerinde geçen süñüşdümüz sözü savaşın kökü diye biliyordum, süñüş değişime uğramış diye tahmin etmiştim fakat bayağı farklı bir köke sahipmiş. Bu da beni şaşırtan bir nokta.

    • #1639
      Caner Çetin’in profil fotoğrafı
      Caner Çetin
      Yönetici
      • Katkılar : 116
      • Konular : 61
      • Cevaplar : 55

      sü(ng)üşdümüz ”savaştık” demek. sü(ng)üş ”savaş; kargı ile döğüş/çarpışma” demek. sü(ng)ü ”kargı” demek. , ”ordu” demek.

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.