Çeriler Sözü -2-

Anayüz Erdem Ocağı Ocak Dilimiz Çerilik Çeriler Sözü -2-

Bu konu 2 yanıt ve 2 izleyen içeriyor ve en son Caner Çetin’in profil fotoğrafı Caner Çetin tarafından 1 hafta 4 gün önce tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #1654
    Caner Çetin’in profil fotoğrafı
    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 116
    • Konular : 61
    • Cevaplar : 55

    Bu bölümde günümüze ışık tuttuğunu düşündüğüm bilgiler de bulunmaktadır. Kullandığım kaynaklar dizmeyle Divânû Lugati’t Türk (Kaşgarlı Mahmud, Kabalcı Yayınevi’nden çıkan çalışma), Kaşgar ve Yarkend Ağzı Sözlüğü (Robert Barkley SHAW, Çeviren: Fikret YILDIRIM; Türk Dil Kurumu), 17. Yüzyıl Türkçesi ve Söz Varlığı (Mertol TULUM, Türk Dil Kurumu) ve son elde ettiğim Mukaddimetü’l Edeb – Moğolca-Çağatayca Çevirinin Sözlüğü (Zemahşârî; Hazırlayan: N. N. POPPE, Çeviren: Mustafa S. KAÇALİN; Türk Dil Kurumu) yani Mukaddimetü’l Edeb’in birçok yazmasından birisi olan Türkçe-Moğolca konulu yazmayı ele alan çalışmadır.

    *

    tuğ. Tuğ. Shaw, sözlüğünde bu girdide konu üzerine bize çok değerli bir bilgi veriyor. Şöyle der. ”Uzun bir sopanın tepesine bağlanan ve bir rütbeli subayın (ne beşyüz kişinin başı olan ne de binbaşıdan düşük rütbeli olan kimse) sancağı olarak kullanılan kutazın kuyruğu; aynı anda kutlu kişilerin mezarlarını belirtmek için kullanılır.” Kısaca burada anlattığı ve Kaşgarlı’nın bize aktardığı bir kağanın/hakanın ne kadar çok güçlü ve erkli olursa olsun en çok dokuz tuğ çıkardığı söz konusu tuğların böylesi kutaz (yak, Tibet öküzü de deniyor idi sanırım) kuyruğundan yapıldığı ve bunu tekil olarak kimin kullandığıdır. Bugün bir tugayın niceliğine baktığımızda bunun Shaw’ın verdiği bilgiyle yaklaşık örtüştüğünü görüyoruz. Buradan hareketle tugay adının da burayla ilintili olduğunu ve bu söz önceleri de var idiyse buradan türetildiğini, ya da en son kertede Cumhuriyet döneminde bu düşünceden hareketle yapıldığını düşünüyorum. Belirtmekte yarar var, bu söz ”tugay” değil, tuğay‘dır. Sıkça belirttiğim gibi ünlüden sonra gelen ya da iki ünlü arasında bulunan g’ler her zaman yumuşar. Anlamına gelince, bu sözün kolay, o(ng)ay [”kolay”] gibi sözlerin olduğu yapıda olduğunu düşünüyorum. Kısaca ”tuğ ile (ilgili olanla) ilgili”. Tuğla ilgili olan da tuğlu olduğu için ”tuğlu kişinin olduğu, buyurduğu yer” türünden bir anlam söz konusu görünüyor. tuğluğ. Tuğlu, tuğ iyesi. Bu girdide şunu söyler. ”Tuğ iyesi olan yani askeri rütbe belgilerini [nişan, arma] taşıma hakkı verilmiş olan.

    çeri beği. Subay olarak verilmiş, ME. TULUM’da çeri başı için ”askerün üzerine baş boğ olan” tanımlaması geçer ki adından da açıkça anlaşılıyor. Bu bildiğimiz subaşı, yani öz biçimiyle sübaşıdır.

    Bu deyime ilkin son edindiğimi belirttiğim ME’de denk geldim, buradan hareketle diğer kaynaklara baktım. çeri beği deyimi ve ME’de verilen ”su-bay” karşıtı tesadüf biçimde bugün kullandığımız bu sözün su+bey formülünden oluşabileceğini aklıma getirdi. ”su” sözü, su+başı sözünden bildiğimiz, kesin olarak ”sü” ve bunu anlatır, yani bizim bugün yanlış olarak ”ordu [army]” dediğimizi. Ordu konusuna yine sonra ayrıntılı biçimde değineceğim. Bir asker tanıdığımdan anımsadığım bilgiye göre subay sözü Cumhuriyet döneminde yapılmıştır. Buradan hareketle, ünlü uyumu gözetilerek, bu sözün sü (sonradan > su) ile beğ (sonradan > bey, ve uyum nedeniyle söz konusu sözde bay) bir araya getirilerek, geleneğimizde var olan sübaşı > subaşı (Osmanlı döneminde sonuncusu kullanılır, sü > su olmuştur) deyimi de belki gözetilerek, yapıldığını söyleyebiliriz kanısındayım. Böylece de anlamı belirgindir.

    çarlak [yarlak]. Özellikle savaş çağında yağının mevzilerini keşif için inceleme, arama tarama yapma. Bu gövdeden [yar-] gelen ”buyruk, emir” anlamında bir yarlık sözü vardır. Buradaki sözün de geldiğini düşündüğüm gibi bu da yarmak’tan gelse gerek. Nitekim gerçeğe ulaşmak için bizde ”olguları yarıp” içlerine yani ”gerçeğine” ulaşma anlayışı vardır. Bu yüzden yargıya [yargu, ME] yargı, yargıça [yarguçı] da yargıç deriz. Yine aynı anlayıştan ötürü ant, anlaşma gibi sözlerin yanında bu anlamları veren ”kesmeyi, yarmayı, biçmeyi” anlatan köklerden gelen çokça söz [örnek bıçığ ”ant, an(t)laşma”] vardır. Yine bu yüzden ”hüküm kesmek” ve benzer deyimler dilimizde yaşar. çarlakçı da kol [”devriye”], keşif birliğidir. Sonuncusuna gelince, bu yüzden de bir ”kol gezmek” deyimimiz vardır.

    bulçak. Çerilerin özel bir görevle gönderildikleri yer, buluşma yeri.

    ılgar. Sınır birliği ya da öncü güç. il-k. il-(g)er-i.

    kömek. Bu yardımcı, yani takviye birliğini anlatır. Uygurlar buna bugün ”kunak” diyorlar.

  • #1677
    Şaban Özel’in profil fotoğrafı
    Şaban Özel
    Yönetici
    • Katkılar : 11
    • Konular : 0
    • Cevaplar : 11

    Ortaokul döneminde tarih dersinden hatırlıyorum. Acaba neden Subaşı derler diyordum. Sü sözcüğünün ordu olduğunu geç de olsa sayende öğrenmiş oldum kısa zaman önce. Keza Subay sözcüğünün nasıl meydana geldiği de netlik kazanmış oldu. Teşekkürler koldaşım.

    • #1688
      Caner Çetin’in profil fotoğrafı
      Caner Çetin
      Yönetici
      • Katkılar : 116
      • Konular : 61
      • Cevaplar : 55

      Ne demek. Rica ederim.

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.