Yaşam, Yaşantı ile -l Eki

Önyüz Dernek Töre Dilimiz Yaşam, Yaşantı ile -l Eki

Bu konu 6 yanıt ve 2 izleyen içeriyor ve en son  Caner Çetin tarafından 10 Aralık 2017 gününde 22:28 tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #2074

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 274
    • Konular : 106
    • Cevaplar : 168

    Levent ustadan -m, -ntı ile -l ekleri üzerine.

    *

    Kötü bir huyum var; okuduğum bazı yazıları zamanında not almıyorum, sonra da nerede olduğunu bir türlü bulamadığımdan kendi kendime konuşuyormuş durumuna düşüyorum.

    2013 baharında Almatı’da iken, Türkiye’den gitmiş bir dergi geçti elimden. Kim olduğunu hatırlamadığım biri Türkçe “yaşam” ve “yaşantı” sözlerini eleştiriyordu. Ona göre son zamanlarda “uydurukça” Türkçe yaygınlaşmış. Kendisi “ömür” ve “hayat” sözlerini tercih ettiğini belirterek, neden “yaşam” ve “yaşantı” sözlerini uyduruk bulduğunu anlatıyordu.

    Ona göre, “yaşa+m” yapım örneğinin benzerleri olan “tek atımlık barut” “bir içimlik ayran” tamlamalarındaki “+m” eki anlam daralmasına ve ek geldiği sözü küçültmeye yarıyor. Oysa bence, burada anlam daralmasına neden olan “+m” eki değil, dizgelerin başındaki “tek” ve “bir” sözleri. Aynı tamlamaları onlar olmadan “atımlık barut” ya da “içimlik ayran” biçiminde söylediğimizi düşünürsek anlam daralması görür müyüz? Burada yalnızca kasıtsız bir saflık olduğunu varsaymak istiyorum. Yoksa bu şark kurnazlığı tavırları için çok merhametli sözler söylemeyeceğim. Bu duruma karşılık gelmesi açısından “+m” ekiyle türetilmiş diğer sözleri de sıralamaya çalıştım.

    yaşam
    tek atımlık (-)
    bir içimlik (-)
    anlam (+)
    kurum (+)
    güdüm (+)
    gelişim (+)
    erişim (+)
    durum (+)
    geçim (+)
    kazanım (+)
    edinim (+)

    Yine aynı kişi “yaşantı” sözünü de, bu sondaki “+ntı” eki hep “kuruntu” “döküntü” gibi menfî anlamlı kelimelerde kullanıldığı gerekçesiyle sevmediğini belirtmiş. Aşağıda aynı ekten türetildiğini sandığım diğer sözleri sıraladım. Örneklerin çoğunda hiç de olumsuz bir anlam olduğunu göremedim. Bu kişinin yine aynı saf bilgisizlikle böyle bir yanlış ettiğini varsayıyorum. Yoksa bu türlü şark kurnazlıklarından nasıl nefret ettiğimi işitmek bile istemezsiniz.

    yaşantı
    kuruntu (-)
    döküntü (-)
    alıntı (+)
    bağlantı (+)
    görüntü (+)
    uzantı (+)
    eklenti (+)
    dinleti ? (+)
    gürültü ? (+)

    Başka yerlerden, son zamanlarda sıkça “ulusal” sözüyle ilgili eleştiriler almaya başladım. Bu eleştiriler sözün sonunda “+sal” eki olduğunu ve bu ekin Türkçe olmadığını savunuyor. Bence oradaki ek “+sal2” değil “+l” ve örnekleri de aşağıda sıraladım. Bu örnekler daha da artırılabilir.

    göz+l > göz(e)l ~güzel
    öz+l > öz(e)l
    söz+l > söz(el)
    ulus+l > ulus(a)l
    yan+l > yan(a)l
    yasa+l > yasal

    Öte yandan “+sal2” ekinin Türkçe olmadığını kendime çok anlatamadım. Çok iyi bildiğimiz “kumsal” ve “belgesel” sözlerini başka türlü söylememiz pek mümkün değil. Bu arada, bu ekin kuşkusuz son zamanlarda yaygınca gördüğümüz biçimde kullanılmadığı da başka bir gerçek. Yani örneğin biz Türkçe;

    “sağlıksal bir sorun” değil “bir sağlık sorunu”
    “algısal sorun” değil “algı sorunu”
    “yörüngesel hesaplar” değil “yörünge hesapları”

    gibi yapıları daha çok kullanırız. Bununla birlikte

    “duygulu anlar” değil “duygusal anlar”
    “yöre yemekleri” değil “yöresel yemekler”
    “sanat açısından” değil “sanatsal açıdan”
    “doğru düzleminde” değil “doğrusal düzlemde”

    gibi yapılar daha çok yerleşmiş. (yoksa acaba bu tür kavramları türkçeye ilk çevirenlerin marifeti mi?)

    M. Levent Kaya

  • #2094

    Uğur Tatlıer
    Yönetici
    • Katkılar : 28
    • Konular : 2
    • Cevaplar : 26

    Bu -sal eki bazı yerlerde beni de çok rahatsız ediyor. Çünkü dilim söylemeye alışmış bir türlü atamıyorum.
    -sal eki bana sonuna getirildiği sözcükle ilgili olanı anlatıyor. Atıyorum yaşamsal -> yaşama ait, görsel -> görmeye ait, işitsel -> işitmeyle ilgili.
    Belki de yukarı bahsedilen -l ekinin başına gelen kaynaştırma harflerinden ‘y,ş,s,n’sadece s nin gelmesinden dahi oluşabileceğini düşünüyorum.

  • #2095

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 274
    • Konular : 106
    • Cevaplar : 168

    Levent usta bunu iyice açıklasa iyi olacak. Ben de emin olamıyorum. Örneğin kapsa- var ve Kaşgarlı’da geçer. Yine buradan getirip kap-sa-l denmiş. Muhakemetü’l Lügateyn’de geçer. Ali Şir Nevai. Kapsayan her hangi bir nesne demek. Ben bu sözcüğü global anlamında hatta bilimli bir deyim olarak globe anlamında kullanıyorum.

    Diğer yandan yoksul sözcüğündeki yapı da ilginç. Burada -sal yok ancak bu yapı da ilginç.

  • #2323

    Uğur Tatlıer
    Yönetici
    • Katkılar : 28
    • Konular : 2
    • Cevaplar : 26

    Bu konu üzerine ayrı ayrı araştırma olanağım oldu. Sanıyorum dilimizde -sal eki var fakat bu ek addan ad törütmek için kullanılıyor. Kum-sal -> kumsal, uy-sal -> uysal.
    Şuanda yaygın olarak kullanan -sal eki ise addan sıfat törütmek için kullanılıyor ya da bir tamlama oluşturmak için. Örnek: bilimsel bilgi -> bilim bilgisi olmalı, kütlesel debi-> kütle debisi, sayısal yöntemler -> sayı yöntemleri
    Yani şu ayırdımı yapabiliriz; Eğer ki -sal eki kullanılan sözcük ad ise Türkçe, sıfat (ön ad) ise bu sözcük yabancı kökenli sözden türemiş/törümüş.
    Bu bir varsayım tabi bir kaç yerden yararlandığımız için kaynak belirtmedim, Türkçe’nin mantığına uymadığı bir şeyi kabul etmek olanaklı değil.

  • #2332

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 274
    • Konular : 106
    • Cevaplar : 168

    Düşünceçıkışı kötü değil, ancak bu durumda uysal örneği uymaz. Buna dikkat. Kumsal gördüğüm kadarıyla Şeyh Süleyman Lugati’nde geçiyor. Sanırım 19. yüzyıl.

    Kaşgarlı bir kapsa- eylemi verir. Günümüzdeki anlamıyla. Nevai ise kapsal diye bir sözcükten söz eder. Addır. Ola ki kap-sa-‘dan getirip -l eki eklenmiş. Bu -l eki genelde nitelek/sıfat yapar, ancak ad olarak kullanıldığı da var. Birisi de bu kapsal. Kapsayan nesne vb. anlamda. Muhakemetü’l Lugateyn’inde geçer. Sanırım ekin kendisi doğru bir ifade ile -sa-l eki. Buradan bakıp bir yerlere varılır kanısındayım.

    Onun dışında son kesiminde doğru olabileceğini düşündüğün bir şeyi doğru anlatmaya çalışırken yanlış ifade etmişsin sanırım. Ek, ada getiriliyorsa (kum gibi) Türkçe, ki bu durumda da ayırt için -sa-l diye belirtmek yeğ olacaktır, eyleme getiriliyorsa Fransızcadır (-sal/-sel eki). Ancak bu da doğru ölçüt/yaklaşım olamaz, zira kap- eylemine -sa eki getirilip sonra -l eklenmiş. Diğer yandan bilim gibi adlara da eklenmiş. Ki sonuncu örnekte bence açıkça malum Fransızca ektir.

    Bizim yapmamız gereken ilkin bu Fransızca ekin ne dönemde dilimize girdiği ve hangi sözcüklere eklendiğini saptamaktır. Böylece ayıklamış oluruz.

    Bunun dışında kaynaklarımızda geçen yoksul gibi sözcükler de var. Bunu ayrıca merak ediyorum. Konuyla birazcık bağıntılı duruyor.

  • #2334

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 274
    • Konular : 106
    • Cevaplar : 168

    Kısa bir izlek. kökbilig yüklemiş. Yararlı olacaktır, ancak -l eki konusu doğru değil. Bunun bilinmesi gerektiği kanısındayım. Kaynaklarımızda bu ekle sözcükler var. Örneğin Levent Usta yukarıda güzel sözcüğünü vermiş ve açıklamasını (göz) yapmış. Ben ise başından beri bu sözcüğün Uygur kaynaklarında geçen küsel sözcüğü olduğunu sanıyorum (yanılıyor olabilirim). küs- eyleminden gelir ve arzu etmek gibisinden bir anlama iye. Arzulanan şey de güzel olan bir şeydir. Yine kapsal örneği de izleğe karşı iyi bir örnek. Hem -sa-l (-sal değil; en son kertede sa-l olduğu konusunda güçlü kanım var) hem -l konusunda. Çünkü buradaki sal’ın düzlük anlamında olmasına olanak yok. Kumsal sözcüğünde ise öyle mi, bilmiyorum. Ancak bu konuda da Usta facebook’ta bir yorumunda bunun böyle olmadığına dair gönderme/imleme içeren bir yorum yapmıştı. Bunun da buna dair yeter kanıt olduğunu sanıyorum. En iyi dilbilimcilerimizden kendisi çünkü.

  • #2339

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 274
    • Konular : 106
    • Cevaplar : 168

    Önemli. Usta yazısını güncellemiştir. Güncellenmiş olanı aşağıya geçiyorum.

    *

    Kötü bir huyum var; okuduğum bazı yazıları zamanında not almıyorum, sonra da nerede olduğunu bir türlü bulamadığımdan kendi kendime konuşuyormuş durumuna düşüyorum.

    2013 baharında Almatı’da iken, Türkiye’den gitmiş bir dergi geçti elimden. Kim olduğunu hatırlamadığım biri Türkçe “yaşam” ve “yaşantı” sözlerini eleştiriyordu. Ona göre son zamanlarda “uydurukça” Türkçe yaygınlaşmış. Kendisi “ömür” ve “hayat” sözlerini tercih ettiğini belirterek, neden “yaşam” ve “yaşantı” sözlerini uyduruk bulduğunu anlatıyordu.

    Ona göre, “yaşa+m” yapım örneğinin benzerleri olan “tek atımlık barut” “bir içimlik ayran” tamlamalarındaki “+m” eki anlam daralmasına ve ek geldiği sözü küçültmeye yarıyor. Oysa bence, burada anlam daralmasına neden olan “+m” eki değil, dizgelerin başındaki “tek” ve “bir” sözleri. Aynı tamlamaları onlar olmadan “atımlık barut” ya da “içimlik ayran” biçiminde söylediğimizi düşünürsek anlam daralması görür müyüz? Burada yalnızca kasıtsız bir saflık olduğunu varsaymak istiyorum. Yoksa bu şark kurnazlığı tavırları için çok merhametli sözler söylemeyeceğim. Bu duruma karşılık gelmesi açısından “+m” ekiyle türetilmiş diğer sözleri de sıralamaya çalıştım.

    yaşam

    tek atımlık (-)

    bir içimlik (-)

    anlam (+)

    kurum (+)

    güdüm (+)

    gelişim (+)

    erişim (+)

    durum (+)

    geçim (+)

    kazanım (+)

    edinim (+)

    Yine aynı kişi “yaşantı” sözünü de, bu sondaki “+ntı” eki hep “kuruntu” “döküntü” gibi menfî anlamlı kelimelerde kullanıldığı gerekçesiyle sevmediğini belirtmiş. Aşağıda aynı ekten türetildiğini sandığım diğer sözleri sıraladım. Örneklerin çoğunda hiç de olumsuz bir anlam olduğunu göremedim. Bu kişinin yine aynı saf bilgisizlikle böyle bir yanlış ettiğini varsayıyorum. Yoksa bu türlü şark kurnazlıklarından nasıl nefret ettiğimi işitmek bile istemezsiniz.

    yaşantı

    kuruntu (-)

    döküntü (-)

    alıntı (+)

    bağlantı (+)

    görüntü (+)

    uzantı (+)

    eklenti (+)

    dinleti ? (+)

    gürültü ? (+)

    Başka yerlerden, son zamanlarda sıkça “ulusal” sözüyle ilgili eleştiriler almaya başladım. Bu eleştiriler sözün sonunda “+sal” eki olduğunu ve bu ekin Türkçe olmadığını savunuyor. Bence oradaki ek “+sal2” değil “+l” ve örnekleri de aşağıda sıraladım. Bu örnekler daha da artırılabilir.

    göz+l > göz(e)l ~güzel

    öz+l > öz(e)l

    söz+l > söz(el)

    ulus+l > ulus(a)l

    yan+l > yan(a)l

    yasa+l > yasal

    Öte yandan “+sal2” ekinin Türkçe olmadığı gibi, Türk dilinin söz dizimi yapılarına da uygun değildir.

    “sağlıksal bir sorun” değil “bir sağlık sorunu”

    “algısal sorun” değil “algı sorunu”

    “yörüngesel hesaplar” değil “yörünge hesapları”

    demek Türk dilinin söz dizimi yapısına daha uygundur.

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.