Türklerde Nardugan, Ayaz Ata ve Nevruz geleneği var mıydı?

Önyüz Dernek Töre Uygarlığımız Geleneğimiz Türklerde Nardugan, Ayaz Ata ve Nevruz geleneği var mıydı?

Bu konu 7 yanıt ve 5 izleyen içeriyor ve en son  Caner Çetin tarafından 27 Aralık 2017 gününde 04:05 tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #2417

    Şaban Özel
    Yönetici
    • Katkılar : 14
    • Konular : 1
    • Cevaplar : 13

    Bu yazıya başlamadan önce şunu söylemem gerek. Okuduklarınız sizde hayal kırıklığı yaratabilir.

    *

    Son yıllarda özellikle sosyal medyada birçok sayfada karşımıza çıkan Nardugan, Ayaz Ata ve Nevruz ne kadar gerçek?

    İlk olarak Nardugan’dan başlayalım.

    Sayın Sümerolog Prof. Dr. Muazzez İlmiye ÇIĞ hocamızın ortaya attığı bu Nardugan sözünün Türklerde güneşin doğuşu demek olduğu, bunun da nar: güneş, dugan: doğan sözcüklerinin birleşiminden geldiği bilgisi sosyal ağlarda dolaşmakta. Nar sözcüğü Türkçede değil Moğolcada (нар, nar) güneş demektir. Moğolca-Türkçe birleşimi bu sözden yola çıkarak şu soruyu sorabiliriz. Moğollarda ya da diğer Türk topluluklarında Nardugan Bayramı var mı? Bunun yanıtı kısaca ‘Hayır.’dır.

    Eski Türk Tarihi deyince aklımıza gelen Prof. Dr. Zeki Velidi TOGAN, Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL, Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU, Prof. Dr. Abdülkadir İNAN gibi büyük üstadların bu konuyla ilgili yazdığı en ufak bir kaynak bile yok.

    Çuvaş ve Başkurtlarda bu bayramın kutlandığı söylentileri üzerine Supaşkar şehrinden, Çuvaş ve Ufa şehrinden Başkurt arkadaşlarıma Nardugan ve Ayaz Ata ile ilgili yazdığımda, bana böyle bir şeyi ilk kez duyduklarını söylediler. Kaldı ki Togan hoca da Başkurt kökenlidir.

    Ayaz Ata ile ilgili başkaca konuyla ilgili konuştuğum uzun yıllar Moğol ve Türk yurtlarında yaşamış Altayist (Altay dilleri uzmanı) M. Levent KAYA hocamız, ki kendisi 30dan fazla dile çevirilen Moğolların Gizli Tarihçesi’ni direkt olarak Moğolcadan Türkçeye çevirmiştir, bu konunun 1960 ve 70li yıllarda Sovyetlerin Gregorgan takvimini ve Noel Baba figürünü Sovyetler Birliği’ndeki halklara benimsetmek için Ruslar tarafından uydurulduğunu Moğolistan Devlet Üniversitesi’ndeki hocalarının kendisine açıkladıklarını ifade etti.

    Örneğin Moğollarda o yıllarda ihtiyar adam manasına gelen ve “kış dede” diye anılan övliin övgön = өвлийн өвгөн (өвөл = kış ama tamlama yapılırken iyelik yapısıyla kurulur ve aradaki ö düşer) şeklinde yayıldığını ifade etti.

    Bir diğer konu Nevruz. Bu konuyla ilgili en güzel yazı burada:

    http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1051205-afrodit-inanna-venus-dumuzi-nevruz-vesaire

    Murat BARDAKÇI cevaplamış. Konu Tanrı Dumuzi ve Tanrıça İnanna’nın bir araya gelişinin farklı toplumlara nasıl yayıldığını, aslında bizim Ergenekon Destanıyla ilgili olmadığını güzelce özetliyor.

    *

    “Tarih, günün siyasetinden, değişen hükumetlerden üstün tutulmaz, hakikatleri temsil eden bir ilim otoritesine bağlanmaz ise, hisler şahlanır; hakikatleri önüne katıp kovalar, tarih sayfalarından sürer çıkarır.” Zeki Velidi TOGAN.

  • #2420

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 274
    • Konular : 106
    • Cevaplar : 168

    Yüreğine sağlık Şaban abi. Güzel demişsin. Nevruz ile ilgili Bardakçı’nın yazısını daha okuyamadım. Bildiğim bizde bunun Selçüklü döneminde, güneşe göre olan İran sanağın* erklilerin bildirdiği gerek üzere bize uyarlanması ile başladığıdır.

    Diğerlerine ise diyeceğim, böylesi ciddi bir olgunun kesin olarak geleneğimizde anahat olarak tespit edilebilir boyutta olması gerektiği idi. Böyle bir iş yok. Böyle olduğu için böylesi bir olgudan söz etmek mümkün değil. Ne yazıtlarımızdan çıkarsayabiliyoruz, ne de Çin yıllıklarından bizden için böylesi bilgi çıkıyor. Zira Hunlara bağlayan olduğu gibi, kaynaklarda atalarımızdan böyle dendiği yok. O yıllıkları didik didik edenler de illa ki görürdü. Ögel ustanın gelenek görenek üzere bin tür çalışması var. Sözü geçerdi. Ancak hiçbir biçimde hiçbir kaynakta böylesi bir geleneği göremiyoruz. Böylesi bir olgunun en belirgin biçimde kaynaklarda görülmesi beklenirdi.

    *Takvim.

  • #2435

    Uğur Tatlıer
    Yönetici
    • Katkılar : 28
    • Konular : 2
    • Cevaplar : 26

    Birilerinin kendince özdoyum yapması için tarihte olmayan şeyleri olmuş gibi göstemeleri çok can sıkıcı. Kişinin çoğu kez boşluğuna geliyor ve böyle geleneklerin gerçekten de var olduğu yanılgısına kapılıyor. Kendi adıma bu hissi yaşadım. Henüz 2 yıl önce öğrendiğim olayın önceden varmışcasına yansıtılmasından kaynaklı inandım. Evet belki Türkiye Türkleri bir takım Türk geleneklerini kaybetti ama böyle bir gelenek olsaydı elbette sağdan soldan bir şekilde duyardık. Bu özdoyum olayı tarihe ve tarih sever kişiliklere çok zarar veriyor. Bu konudaki puslu ortamı açıklığı kavuşturduğundan dolayı sağ olasın.

  • #2436

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 274
    • Konular : 106
    • Cevaplar : 168

    Kesinlikle öyle. Geçenlerde birileri Türkmenistan’da taze yıl denen gelenek için ”Türkmenistan’da Noel” ya da ”Türkmenistan’da yılbaşı” türünden bir gönderi geçmişti, yer facebook. Bir de utanmadan ”Korktukları şey olun, Türk olun” diye eklemişti ilgili sayfa. Ne alakaysa?! Türkmenistan’daki adama soruyorsun, ”Bu ne?” diyor. Bu kadar alçalınmaz. Gerçekten çok kötü durumlar var.

  • #2437

    Murat Öztürk
    Yönetici
    • Katkılar : 1
    • Konular : 0
    • Cevaplar : 1

    Şaban Hocanın yazının başında dediği gibi hayal kırıklığına uğradım.
    Sosyal medyada bakın kültürümüz diye yıllardır paylaşılan ayaz ata hikayesini meğer Ruslar yazmış 🙂
    Bizimkilerin abartarak “bakın Noel baba aslında Türk mitolojisinin ürünü diye tarihini öveceğim derken bilgi kirliliği oluşturuyorlar. Bende malesef bu zamana kadar yanlış biliyordum.

  • #2438

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 274
    • Konular : 106
    • Cevaplar : 168

    Ne yazık ki bu tür nitelikte çok bilgi dolanıyor ağda. Ve esasında tek ağda; birkaç istisna hariç. Çünkü burada çok kolay yer ve yaşam bulabiliyor bu tür bilgiler.

  • #2448

    Derbentcioğlu
    Yönetici
    • Katkılar : 34
    • Konular : 7
    • Cevaplar : 27

    Şaban çok ama çok güzel bir konuyu ele almış.

    Nardugan ve Ayaz Ata’yı ben de sosyal medya ile son bir iki sene içerisinde duymuştum, ondan önce hiç duymadım.

    Nevruz konusuna gelirsek o konuda biz de hataya düştük. Birileri sahipleniyor diye üstüne gidilen dönem oldu. Ancak işin garibi bizim ailemizde olsun, yörüklerde olsun, memleketimizde olsun, nevruz hiç bilinen bir şey değildi. Biz de “Hıdrellez” vardı. Bunun kökeni konusu bu konuyla ilgili olarak ayrı bir tartışma konusu olabilir.

    İnsanlar sosyal medya ile gerçekten iyi ve kötü anlamda bir etkileşim halinde, yakınlık derecesine ve hatta siyasi düşünce, dünya görüşü yapısına uygun şeyleri hemen kabullenme eğiliminde ve maalesef araştırma, okuma gibi güzel huylar yok. İşin kötüsü bu akademik camiada da bir virüs gibi mevcut.

    Bizler çıktığımız yolda, kültürümüz hakkında doğruları ve yanlışları kaynaklar ile ortaya koyacak ve bunları elimizden geldiğince herkese ulaştırmaya çalışacağız.

    Yanlış bildiklerimiz var ise bunları da düzelteceğiz, yanlış yaptığımızı kabul edip doğrusu buymuş diyeceğiz. Ego, kapris ve kompleks gibi kötü huylara sahip kişiler gibi davranmayacağız. Bilge insanlar olmaya çalışacağız, bilginin gücüne inanan ve doğru / saf bilgi peşinde koşan ve bunu bir kompleks, ego vb. katmadan, dosdoğru riyadan ve kibirden münezzeh/temiz/arınmış atalarımız gibi dosdoğru, dürüst bir Türk evladı olacağız ve olmak zorundayız.

    Dünyada bilgiden daha aziz ne var; bilgisiz olduğunun söylenmesi, insan için ağır bir hakarettir.
    (Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig, IX, 260)

  • #2450

    Caner Çetin
    Yönetici
    • Katkılar : 274
    • Konular : 106
    • Cevaplar : 168

    Şaban çok ama çok güzel bir konuyu ele almış.

    Nardugan ve Ayaz Ata’yı ben de sosyal medya ile son bir iki sene içerisinde duymuştum, ondan önce hiç duymadım.

    Nevruz konusuna gelirsek o konuda biz de hataya düştük. Birileri sahipleniyor diye üstüne gidilen dönem oldu. Ancak işin garibi bizim ailemizde olsun, yörüklerde olsun, memleketimizde olsun, nevruz hiç bilinen bir şey değildi. Biz de “Hıdrellez” vardı. Bunun kökeni konusu bu konuyla ilgili olarak ayrı bir tartışma konusu olabilir.

    İnsanlar sosyal medya ile gerçekten iyi ve kötü anlamda bir etkileşim halinde, yakınlık derecesine ve hatta siyasi düşünce, dünya görüşü yapısına uygun şeyleri hemen kabullenme eğiliminde ve maalesef araştırma, okuma gibi güzel huylar yok. İşin kötüsü bu akademik camiada da bir virüs gibi mevcut.

    Bizler çıktığımız yolda, kültürümüz hakkında doğruları ve yanlışları kaynaklar ile ortaya koyacak ve bunları elimizden geldiğince herkese ulaştırmaya çalışacağız.

    Yanlış bildiklerimiz var ise bunları da düzelteceğiz, yanlış yaptığımızı kabul edip doğrusu buymuş diyeceğiz. Ego, kapris ve kompleks gibi kötü huylara sahip kişiler gibi davranmayacağız. Bilge insanlar olmaya çalışacağız, bilginin gücüne inanan ve doğru / saf bilgi peşinde koşan ve bunu bir kompleks, ego vb. katmadan, dosdoğru riyadan ve kibirden münezzeh/temiz/arınmış atalarımız gibi dosdoğru, dürüst bir Türk evladı olacağız ve olmak zorundayız.

    Çok güzel özet söz olmuş.

    Hıdrellez konusuna değinmen gerçekten çok iyi oldu. Bunu ben de biliyorum ve bizde de kutlanır. Sezdiğim kadarıyla İslam ile ilgili duruyor. Sanırım o günde aşure denen yencek yapılır ve dağıtılır, konuklara verilir. Yurttan uzak bu geleneği tanıkladığım için sanırım tam niteliğinin ayırdında değil ve bilmiyorum. Doğru esliyorsan peygamberler vs. ile ilişkilendirilen bir konu olup ilgili yencek de yine öyle. Diğer yandan ”hızır” adını ve dolayısıyla kişiliğini de görenler var bu adda yanılgı içinde değilsem. Bu da kesinlikle aydınlatılmalı, nedir necidir, nereden nasıl gelmedir.

    Demin bir tanıdıkla söyleştim biraz. Akademik camia dedin de, ben ”çirkin işler var imiş hayli” deyince ”çirkin az kalır” diye yanıtladı beni. Bilim değil, puan vs. için iş yapıldığından söz etti. Birçok işde ve özellikle kimliğimizi ilgilendiren her alan (dilbilim, toplum/bodunbilim, …, …) ya da dalda özü olup özle çalışan çok az kişi var. Çoğu kimse bizim ve bizim gibilerin (alaylı ya da tahsilatlı) bu işlere sarıldığı gibi gönülden sarılmadığı için, gerçekten adlı sanlı olan çok az bilimcimiz var. Saysan ansan, çok sayamıyorsun. Kimilerine bakıyorsun, en basit konularda bile neleri görmüyorlar, ”Bu işi niçin yapıyorsun?” diye soruyorsun kendine.

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.