Çölde Dor

Bu konu 0 yanıt ve 1 izleyen içeriyor ve en son  adsız tarafından 18 Ocak 2018 gününde 16:21 tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #2581

    adsız
    Yönetici
    • Katkılar : 281
    • Konular : 113
    • Cevaplar : 168

    Bizde (Türklerde) ad nasıl söylenir? Peki kişi çağrılırken, nasıl çağrılır? Örneğin Japonlardan hemen hemen hepimizin bildiği ”-san” türünden/işlevinde bir saygı hitabeti var mı? Uygarlıkta en önemli yerlerden bir yere iye kağıt’ın bu adı Türkçe’den mi geliyor? Ya yerleşik yaşam geleneğimiz nerelere dek gidiyor? Kaş, bildiğimiz kaş değil, neyi anlatır ve yeşim ile ne ilgisi vardır? Ak’ın saygı deyimi olan ürü(ng) hangi asli, derin anlamı taşıyor? Ve çok sevdiğimiz od; od-kazan nedir ya?

    Bildik bir sözü/adı çağrıştıracak olan Toğrıl nedir peki ve ilkin nerede ortaya çıkmıştır? Hele ki, takvimle yılbaşıyla ilgili bir takım dayanaksız sözlerin edildiği şu sıralarda Su-muz’u anmadan olmaz. Nedir bu Su-muz?

    Bu çalışmanın (tarihi) roman olması sizi yanıltmasın. İçinde parıldayan büyük Türk geleneği ve uygarlığının onun kök yerlerine gitmiş, görmüş ve geçirmiş uz bir elden bir bütün ve bağdaşık, tek bir çerçeve içinde uyumlu kısaca gerçek zemini üzerinde yansıtılıp kültürel kimliğimizin gerçek bir anlamda bunca güzel anlatıldığı, anlatılırken yaşatıp ”öz” veren ve kimliğimizin benliğimizin içimizde daha da belirmesine, aidiyet duyuncumuzun daha da güçlenmesine katkı sağlayan başka bir çalışma henüz bilmiyorum.

    ”Bu kitapta, asırların süzgecinden geçerek gelmiş bir kültürü, bir olay örgüsü içinde tanıtmak istedim.” Sunum’unda teşekkür ederken ettiği son sözler şöyledir: ”En son olarak da en büyük borcum, bu öyküde anlattığım, dünya geçmişinin en güzel kültürünü kuran, yaşayan ve kendimi ancak bir olguya ait hissetmemi sağlayan; adlarını kimselerin hatırlamadığı tarihin eşsiz kişiliklerine etmem gereken teşekkürdür. Bu kitapla onlara olan borcumu az da olsa ödeyebileceğimi umuyorum.” Elbet böyle düşünen ve de en önemlisi duyan bir kişinin anlatacağı çok ama çok şey vardır. Bunca karanlıklar, yalanlar, belirsizlikler içinde anlatacakları size aydınlık olacaktır. Levent Usta’nın, gözümde, en iyi, en güzel çalışması, işte bu Çölde Dor’dur.

    Kitaba konu olan öykü ile ilgili bilgilerin de, bunları o zamanlarda (11. yüzyıl) anı olarak kaleme alan bir Lamın kağıt tomarlarından edinildiğini de analım. Orkun’dan o güzelim yazıtlarda anılmasından ötürü bildiğimiz Beşbalık şehrine hoş geldiniz diyorum.

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.