İbn-i Sina’nın astronomiyle ilgili yazıları, 1006 yılında gerçekleşen ve dünyadan görülen en parlak süpernovalardan biri hakkında yeni bilgileri verdi.

SN 1006 ismi verilen süpernova 1006 yılında Orta Doğu, Avrupa, Asya hatta belki de Kuzey Amerika semalarını aydınlatmış ve birçok insan bu parlayan gök cismini fark etmişti. Bunun ne olduğunu bilmeseler de 1000 yıl önceki bu gözlemciler, kaydedilmiş en parlak süpernovalardan birine tanıklık etmişti.

Modern astrofizikçiler, 1000 yıl öncesinin gökyüzü gözlemcilerinden çok şey öğrendi. Bu gözlemciler arasında Mısır’daki Ali bin Rıdvan ve İsviçre’de St. Gall Manastırı’ndaki Benedikt keşişler bulunuyordu. Son yıllarda astronomlar ayrıca, dünyadan 7,200 ışık yılı uzaklığındaki Lupus takım yıldızında patlamadan geriye kalanların fotoğraflarını çekmeyi başarmıştı.

Almanya’da Friedrich Schiller Üniversitesi’nden astrofizikçi Ralph Neuhäuser, Arap-İslam Araştırmaları Tarihi Enstitüsü’nden Carl Ehrig-Eggert ve Arap dili uzmanı Paul Kunitzsch 13 Nisan 2016 yılında yayınladıkları çalışmalarında TÜRK Bilgesi İbn-i Sina’nın bilim ve felsefe ansiklopedisi olan (İyileşme Kitabı) adlı eserinde daha önce sanıldığı gibi bir kuyruklu yıldızı değil, aslında süpernova SN 1006’yı tarif ettiğini öne sürdüler.

İbn-i Sina eserinde bu olayı şu şekilde anlatıyor;

Görünüşe göre yanma ve parlama uzun süre kalıyor, bazen saç lülesi biçiminde, bazen de yıldız kuyruğu gibi görülüyor. Genelde kuzeyde fakat bazen de güneyde beliriyor. Bazen de yıldızların arasında bir yıldız gibi görülüyor, tıpkı 397 yılında görülen yıldız gibi.

Üç aya yakın gökte kaldı, zamanla soluklaştı ve yok oldu. Başlarda siyaha yakın ve yeşilimsiydi. Sonra kıvılcımlar saçmaya başladı. Giderek beyazlaştı ve sonra da solmaya başladı. Bazen şekli bir sakalı andırırdı, bazen de bir hayvanın boynuzuna benzerdi.

İbn-i Sina’nın Kitabü’ş-Şifa adlı eserinin 73. sayfası (Neuhäuser vd., 2016).

Neuhäuser 2016’da yayınladığı bir makalesinde Yemenli bir tarihçi olan el Yemeni’nin yeni bir tercümesine dayanarak, Süpernova 1006’nın tarihini 17 Nisan 1006’ya çekmişti. Bu da yıldızın kayıtlı en erken gözlem tarihini, 1,5 hafta daha öncesine çekiyor. Bu yeni kaynak ayrıca yıldızın konumunu, parlaklığını ve rengini de kaydetmişti.

Fakat İbn-i Sina’nın eserinde bulunan yeni tanımlar da süpernova hakkında yeni bilgileri ortaya çıkarmıştır.  Neuhäuser, National Geographic’ten Jesse Emspak’a yaptığı açıklamada, İbn-i Sina’nın yazılarında süpernovanın daha önce bilinmeyen renk değişikliklerini de naklettiğini belirtmiştir.

Her iki gözlemde bulunan renkle ilgili bilgiler, araştırmacıların süpernovayı daha doğru şekilde sınıflandırmasına yardımcı olacağı ve süpernovanın “Ia tipi patlama” olduğunun düşünüldüğü belirtilmiştir. Bu cins patlamalar, ikili bir sistemdeki yıldızlardan birinin beyaz cüce yıldız haline gelip, patlamadan önce sistemdeki diğer yıldızın maddesini içine çekmesiyle gerçekleştiği belirtiliyor.

Fakat basın açıklamasına göre bazı astrofizikçilerin SN 1006’nın tipik bir “Ia” patlamasından daha fazlası olduğunu düşündüğü ve bunun da süpernovanın aslında iki beyaz cüce yıldız arasındaki reaksiyonlar yüzünden meydana geldiğini düşündürdüğü belirtilmiştir. İbn-i Sina’nınki gibi süpernovanın diğer doğrudan gözlemlerin keşfedilmesi araştırmacıların, süpernovanın ne kadar patlayıcı olduğunu anlamasına yardımcı olabileceği belirtilmektedir.